Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan;
Devlet yönetimi konusunda yorumlarım ile her zaman tarafsız olmaya çalıştım. Sizin yanlışlarınızı söylerken doğrularınızıda söylemekten çekinmedim. Örneğin mahalli idareler konusunda bir çok gelmiş geçmiş yönetimlerden daha fazla faydalı oldunuz. Bir takım yolsuzluklar her dönem her zaman olmuştur bunu sizde inkar edemezsiniz etseniz bile gözünüzden kaçanlar, takip edemediğiniz muhakkak olmuştur. Başlamış fakat bir türlü tamamlanamamış projeleri tamamlayabilecek yürek itiraf etmem gerekirse sizin yönetiminizde var.
Ancak; Bayram tatilimi Güney Doğu Anadolu’da bir kültür gezisi yaparak geçirmek istedim. Muhteşem bir gezi oldu. İtiraf etmeliyim ki bu ender bölgemizde muazzam bir tarih ve buna bağlı olarak her an patlayacak bir turizm sektörüne müsait. Eğer bir turist istanbul veya Türkiye ’nin tatil beldelerine uğramadan direk olarak Urfa’ya gidiyorsa onların muhakak bir bildiği var demektir.
İstenirse PKK Terörü 1 gecede alınacak bir karar ile bitirilebilir. Nasıl olacak bu iş diye sorarsanız ukalalık edip cevaplamak istiyorum.
1 – Turizm :
Bölge halkı ile yaptığım sohbetlerde can alıcı bir cevap aldım; “Sen Sahip Çıkmazsan Birileri Gelir ve Sahip Çıkar.” Bunun altında bir çok anlam yatıyor.
Muazzam büyük bir tarihe sahip, ilk medeniyet, İlk üniversite, İlk para birimi; İlk Sanat, İlk Yazı, İlk Tıp Okulu vb bir çok ilkleri barındırıyor bağrında. İlginç ve ancak günümüz mimarisi ile düşünülebilen yapıtlar ve binalar yine bu bölgede. a) En basitinden; Kimin aklına gelirdi ki sen bir kale yapacaksın tuğlalarını yaparken içine parfüm koyacaksın ve her yağmur yağdığında bu kalenin duvarları Gül kokacak (URFA KALESİ) ve yine çevresindeki köyün altında antik bir şehir’in yattığını bileceksin bunu çıkartmayacaksın. Pardon çıkartılıyor ama göstermelik olarak ayrıca dünyanın ilk üniversitesi de yine bu bölgede ve 35 metrelik minaresi sadece 17 mt kalmış fakat ne restore ediliyor ne de kazı çalışmaları devam ediyor geçen sene bir tablet çıkartılmış “ Tamam bulduk birşeyler” denip o hali ile bırakılmış. Urfa Kalesi kendi kaderi ile baş başa bırakılmış kalenin gül kokulu taş duvarlarının yerine restorasyon adı altında mermer ile normal harç kullanarak yapmış olmak için restorasyon yapılmış, kale kendi kaderine bırakılmış halbuki bu kalenin içinde yine dünyanın ilk Güneş saati yer almakta fakat gölgenin vurduğu 12 gözden sadece 5 tanesi ayakta duruyor, İçinde geceleri sokak serserilerinin Alem yaptığı ve hatta bu tarihi eserin içine pisledikleri bile oluyor. Eğer görürseniz eminim tarihimize bu kadar hor davranıldığı için sizde üzüleceksiniz.
b) Eyüp Sultan hazretlerinin Türbesinin bulunduğu bölge ve Sabır mağarası; o kadar konturolsüz ve başıboş bırakılmış ki ne dine, ne tarihe, ne ilime, ne de ahlaa saygı kalmamış. Burada 9 yaşındaki çocuklar ellerinde sigaralar ile dolaşıyorlar, orada bulunan benim dua ederken gözlerimin yaşardığı mezarların duvarlarına küçük abdestlerini yapıyorlar, küçük çocuklar sürekli dileniyor, kargaşa ve başı boşluk kol geziyor. Şifalı suyun olduğu ve insanların para ile yıkandığı yerde hijyenden iz bile yok.
c) Eminim ki Balıklı Göl ‘ü sizde ziyaret ettiniz, bu bölgenin önemini ve efsanesini benden daha iyi bildiğinizi de biliyorum fakat siz devlet erkanı olduğunuz için size sadece işin renkli kısımlarını gösteriyorlar. Bildiğimiz kadarı ile buradaki balıklar ne ölüyor ne de çoğalıyor aynı sayıdalar diye biliyoruz. Fakat geçen sene gölün hemen yanında bulunan tuvaletlerden pis su göl suyuna karışmış ve 500 tane balık ölmüş. Günümüz teknolojisi ile bu suyun daha temiz hale getirilmesi mümkünken biz bu suyun pis olarak kalmasından nedendir anlamıyorum ama memnunmuşuz gibi geliyor, yine bu çevredeki parkta yaşları 8 ile 12 arasında olan çocuklar ellerinde sigaralar ile dolaşıyor. Bu çocukların bir kısmı gelenlere yapışıp rehberlik yapmak için yalvarıyorlar. Bu gölün ve parkın olduğu bölgeye ve diğerlerine ücretli giriş ve kontrol olmalı yoksa tarihimizi kendi ellerimiz ile yok ediyoruz.
d) Nemrut harika bir yer, ancak işletmeyi KAHTA bölgesinde bulunan birisi almış tesadüfen bu adamın restoranında yemek yedik ve bahçesinde tarihi taşlar ve sütünlar bulunuyordu çok şaşırdım ilk önce daha sonra nemruta çıktığımda nemrutun işletmesininde o kişiye ait olduğunu öğrendim. Nemrutun yakınlarında kalınabilecek düzgün bir otel maalesef yok orada bulunan pansiyon ve oteller pislik içinde, hizmet verenlerin turizm ile uzaktan yakından alakaları bile yok ne yazıkki bir giden pişman bir de gitmeyen. Nemrutun başında düzgün bir tesis olmalı ve oradaki eserlerin ciddi bir şekilde korunması gerekiyor artık geriye ne kaldıysa.
e) Gaziantep de bulunan ZEUGMA kentinin çalışmaları çok yavaş gidiyor, müzeyi gezdik yakında ZEUGMA kentinin de ASOS gibi açık hava müzesi haline geleceğini öğrendik fakat bu kentin 3/1 i baraj sularının altında kalmış bildiğim kadarı ile günümüz teknolojisi ile buna bir çözüm bulunabilir. Bu bölgedeki bir çok tarihi esere zarar verilmiş ve korumakta çok geç kalınmış. Açıkcası ben müzeye getirilmiş olmasından bile üzüntü duydum çünkü yerlerde ve duvarda bulunan eserleri yerinden söküp müzeye getirmişler ve bütün orjinalliği gitmiş bu bölgeyi ciddi bir şekilde güvenlik güçleri ile koruma altına almak gerekiyor yoksa tarihimizi ve anadolunun kurtuluş şansınıda yok ediyoruz.
f) Mardin’de bir yazı gördüm ve inanın çok mutlu oldum çünkü şehrin içinde bulunan bir yazıda “ Şehir Merkezine İzinsiz Tuğla, Biriket ve diğer İnşaat malzemelerinin sokulması yasaktır.” Bu yazı yağmasada gürlüyor ya buna şükür. Dara bölgesinde muhteşem bir harabe var bu bölgedeki insanlar diğer bölgelerden daha bilinçli ve tarihine saygılı. İnanmazsınız belki ama Midyat ile Hasankeyf arasında tesadüfen bir yapı gördük. Sahibi zevk için doğal taştan butik otel gibi bir yer yapmış mağaraların içini oda yapmış her yerde Atatürk resimleri ve Türk Bayrağı vardı ve gururlandık. Sahibi oraya daha büyük bir otel yapmak istiyormuş fakat izin alamıyormuş hani alsa ne olacak terör bittimi ki?
g) Hasakeyf harika bir tarihe sahip bir bölge fakat bu bölgedeki herşey sular altında kalacakmış buna çok üzüldüm eğer 1 verip de 10 alınacaksa sözüm yok fakat o 1’i körü körüne veriyorsak üzülürüm ve o zaman ne tarih affeder ne mevlam.
h) ZAFARAN manastırı kadar olamadık. Süryanilerin kilisesi olan zafaran manastırı harika bir şekilde yüz yıllardır korunuyor ve tarihi dokuya sahip çıkıyorlar. Manastırı müze olarakda her dinden insanlar ziyaret edebiliyor , görülmeye değecek ve hiçbir zaman akıllardan çıkmayacak bir yer.
i) Diyarbakır Kalesi ve Gazi köşkü gibi tarihi yerler çok iyi korunmuş, Tarihi ipek yolu hanları restore edilmiş ve turizm amaçlı kullanılıyor. Tarihi camilere gözleri gibi bakıyorlar çünkü umutları var birgün turizm açılırsa bu bölgeleri gelenlere göstermek istiyorlar.
2- TARIM :
Sanayi bu bölgede mümkün değil olmaz seneler önce bölgeye verilen sanayi teşviklerinden kalan virane fabrika kalıntılarını Midyat – Hasankeyf arasında gördüm. Bölgede bir çok arazide büyük taşlar ve kayalar bulunuyor insanlar bu kayaları temizleyip tarla yapıp ekiyorlar, insalar geçimlerini şimdilik kazanabildikleri kadar tarımdan kazanmaya çalışıyorlar Tarım Bakanlığına bu konuda büyük görev düşüyor eğer bölge halkı eğitilirse ve kontrol altında üretim yaptırılır ve tarım için teşvik edilirse hiç bir ülke ekonomik olarak bizden güçlü olamaz.
3- YER ALTI KAYNAKLARI :
Bu bölgede muazzam yer altı kaynakları bulunuyor, Mermer, Kireç, Yarı değerli taş, Değerli Taş ve hepsinden önemlisi PETROL bulunuyor.
Bu anlattıklarımın eminim ki politika dilinde bir cevabı vardır. Ancak ben icraat görmek isterim laf değil ben KÜRT, SÜRYANİ, TÜRK, LAZ, ÇERKEZ ve diğer sayamadığım Türkiye’de yaşayan Kimliğinde T.C. vatandaşı yazan bütün yurttaşlarımın dostluk, kardeşlik, Ekonomik olarak rahat, karnı tok olarak yaşamalarını istiyorum.
Yukarı da bahsettiklerim pirinç çuvalındaki sadece bir “TANE”, bunlar gibi bir çok şey var fakat sormak istiyorum Turizm bakanımız açılışlarda gezerken bu bölgelerin turizmini geliştirmek amacı ile herhangi bir adım attımı açıkcası ben gittim gördüm ne bir adım ne bir el yoktu. Aksine kahrımdan ağladım. Eğer yapamayacaksa ben gelir bakanlık yaparım ve GAP turizmini Türkiye’nin 1 numaralı turizmi haline getirir bölgeyi ekononik olarak kalkındırır, binlerce kişiye istihdam sağlarım ve buna bağlı olarak halk kendisine devletin sahip çıktığını düşünür, böylece terörde biter ülkem kalkınır.
Biliyorum bu kadar kolay değil GAFFAR OKKAN, RECEP YAZICIOĞLU gibi insanlar bunları yapmak istediler. Eğer korkmaya devam edilecek ve onlar kadar cesur olunmayacaksa bu memleket daha çok batmaya devam edecek. Bu mektubuma cevapta beklemiyorum sadece bunların yapılmasını bekliyorum.
Dile getirdiğiniz konu gerçekten türkiyenin acı yüzü.Yalnız Sn.Coşkun ben size şu konuda katılmıyorum.Bizim tarihimizi sadece başbakanımız değil türk halkınında elinden geldiği kadar destek olmasını bekliyoruz.Ayrıca Turizm Bakanı Ertuğrul GÜNAY bu tür çalışmaları sadece güney ve batı kıyılarında değil doğu kısımlarını'da önem göstermesini istiyoruz.Ayrıca sn.Çoşkun sizin bu yazmış olduğunuz konuyu ben bir mektup değil bir köşe yazısı olarak değerlendirmek istedim.
İzlenimler: 307